16/2/2009

>> Sait Faikin Hikayeciliği

Sanatla ilgisi daha lise sıralarında başlayan Sait Faik Abasıyanık yaz­maya şiirle başlamıştır. Onun şiirlerinde Faruk Nafiz Çamlıbel ve Necip Fazıl Kısakürek gibi dönemin önemli şairlerinin açık etkileri görülür. Bu arada hikaye de yazmaya başlayan Sait Faik, kendisini bu yolda teşvik eden Kenan Hulusi Koray’ın aracılığıyla “Uçurt­ma” adlı ilk yazısını yayımlamıştır. (9 Aralık 1929). “İpekli Mendil” adlı ilk hikâyesi 15 Nisan 1934 tarihli Varlık dergisi­nin 19′uncu sayısında çıkan Sait Faik, o yılların birbiri ardına batıp çıkan dergilerinde, gazetelerin eklerinde hikâyeler ya­yımlamış, ilk kitabını da 1936 yılında çıkarmıştır: Semaver.
1939 yılında yayımladığı Şahmerdan’daki “Çelme” adlı öyküsü için “Örfi İdare Mahkemesi” dava açmış, 1944 yılın­da yayımladığı Medar-ı Maişet Motoru adlı ilk romanı toplatılmıştır.
Sait Faik Abasıyanık Hikayeleri, Türk hikayeciliği için bir dönüm noktasıdır. Bi­lindiği gibi Türk hikayeciliğinde iki büyük isimden söz edilir: Ömer Seyfettin ve Sait Faik Abasıyanık. Sait Faik hem güzel Türkçesi, hem anlaşılır bir dille yazması sayesinde kısa süre­de kendini fark ettirmiştir. Onun hikâyelerinde konu önemli değildir; çünkü her şeyi hikâye konusu yapabilmektedir. Kimi zaman bir semaveri, kimi zaman bir fabrika işçisini, kimi zaman da bir balığı anlatmış; ancak yakaladığı tatlı üslupla büyük bir beğeni toplamıştır. İlk hikâyelerinde olayları top­lumcu bir açıdan gözlemeye çalıştığı, gözlemci bir gerçekçili­ğe yöneldiği görülür. Denilebilir ki hayatın içindeki “sıradan adam”ı edebiyatımıza getiren, yerleştiren, bilinmeyen yönle­rini gösteren, bir moda hâline getiren odur.

16/2/2009

>> Milli Edebiyatta Öykü ve Roman

Öykü ve roman ilk kez bu dönemde Anadolu’ya açılmıştır. Sanatçılar, yapıtları da yurt ve toplum gerçeklerini yansıtmışlar, “Memleket edebiyatı çığı­rını başlatmışlardır.
Eserlerde yalın bir dil, anlaşılır bir üslup kullan­mışlardır. Öykü ve roman tekniği bu dönemde ol­dukça gelişmiştir. Her kesimden insanın yaşamı yapıtlarına yan­sıtan sanatçılar gözleme dayalı olarak ülke sorunla­rına eğilmişler, realizm akımından etkilemişlerdir.

16/2/2009

>> EN MUTLU ÇİFT KİMDİR

EN MUTLU ÇİFT KİMDİR

CEVAP: ÂDEM İLE HAVVA’DIR
ÇÜNKÜ
1- ÂDEM’İN DE HAVVA’NIN DA KAYNANASI OLMADI.
2- ÂDEM DE HAVVA DA ALDATILMAKTAN KORKMADI.
3- ÂDEM: ‘ARKADAŞLARIMLA MAÇ YAPMAYA GİDİYORUM’ DİYEMEDİ.
4- HAVVA KIZ ARKADAŞLARINI EVE TOPLAYIP AKSAMA KADAR DEDİKODU YAPAMADI.
5- ÂDEM HİÇBİR ZAMAN POKER PARTİSİNE GİDİYORUM DEYİP, GECENİN BİR KÖRÜNDE EVE SARHOŞ GELEMEDİ.
6- ÂDEM HİÇ UZUN İS GÖRÜŞMELERİ İÇİN YURTDIŞINA GİDEMEDİ. GİTSE BİLE GİTTİĞİ YERDE OTEL ODASINDA KALAMADI.
7- SEVGİLİLER GÜNÜ’NÜ UNUTMAKTAN DOĞAN KAVGALAR ÇIKMADI.
8- RANDEVULARA GECİKİNCE TRAFİĞİ BAHANE EDEMEDİLER.
9- YÜKSEK GELEN FATURALAR NEDENİYLE TARTIŞMADILAR.
10- ÖZEL GÜNLERİNDE BİRBİRLERİNİN SEVMEDİKLERİ ARKADAŞLARINI DAVET ETME GİBİ BİR İHTİMALLERİ OLMADI.
11- ÂDEM HİÇBİR ZAMAN HAVVA’YA ‘SEN BU DÜNYADA GÖRDÜĞÜM EN GÜZEL KADINSIN’ DERKEN YALAN SÖYLEMEDİ.
12- HİÇBİR ZAMAN RÖNTGENLEYEN VAR MI? DİYE TEDİRGİNİLİĞE DÜŞMEDİLER.
13- ONLAR ENFLASYON CANAVARIYLA HİÇ TANIŞMADILAR. BİRİKİMLERİNİ BATIRIP, ALACAK BANKACILARLA DA HİÇ KARSILAŞMADILAR.
14- ONLAR MUTLUYDULAR. ÇÜNKÜ NE SAYIMA GEREK VARDI, NE DE SAYILMAYA.
15- HİÇBİR ZAMAN BİRBİRLERİNİN YÜZÜNE TELEFONU KAPATAMADILAR. TELEFONDA KAVGA DA ETMEDİLER.
16- HİÇBİR ZAMAN SİYASET-POLİTİKA KONUSUNDA DİL, DİN, İRK TARTIŞMASINA GİRMEDİLER…
17- HAVVA HİÇBİR ZAMAN KIYAFETİ İLE ÂDEM’İ ÇİLEDEN ÇIKARTMADI.
18- HİÇBİR ZAMAN HAVVA, ‘BENİ EN SON NE ZAMAN SİNEMAYA GÖTÜRDÜN, EN SON NE ZAMAN DIŞARIDA YEMEK YEDİK’ DEMEDİ.
19- ‘SENDEN BAŞKA GÜL KOKLARSAM NAMERDİM’ LAFI DA GERÇEKTİ VE HAVVA DA BUNUN DOĞRU OLDUĞUNA EMİNDİ

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->